herkes "platonik aşk" konusunda "-dı" lı geçmiş zaman kullanınca kendimi garip hissettim.. ben hala yaşıyorum iyi mi (: ama bambaşka bir şeydir arkadaşlar platonik takılmak.. melankolik ruh haliyle "kırılması gereken bir put" gibi görmeyin platonik aşkınızı..
yunan filozof platon'dan geliyor "platonik aşk"ın tarifi..platon "gerçek nedir?"sorusunu yanıtlarken farkında olmadan "aşk"ı da tanımlamıştır..aşağıdaki kısa tanımı okuyun isterseniz..
"gerçek vardır..o hep yukardadır..ulaşmak isteriz, dokunmak isteriz..ama bu asla mümkün olmaz..yetişemeyeceğimiz kadar yukardadır çünkü..şundan eminiz ki her ne kadar ulaşamasak da o vardır ve gölgesi devamlı olarak hayatımıza düşer..gördüğümüz herşey de onu hissederiz..."
şimdi tanımda geçen "gerçek" kelimesini "aşk" yapın öyle okuyun..işte, platonik aşk tam olarak budur..
bilmekte yarar vardır diye hatırlatayım istedim; aşkın boyutu azaldıkça kendisini büyütür.. ona dokunuyorsanız,onu öpebiliyorsanız aşk 3 boyutludur sizin için.. canlıdır ve ölmeye mahkumdur.. platonik aşktaysa çoğu zaman tek boyut vardır.. ölümü bu yüzden zordur.. uzadıkça acı ve mutluluğu karıştırıp yaşarsınız.. hele platonik aşkınızda hiç boyut yoksa.......
hadi örnek verelim bu hiç boyutu olmayan platonik aşklara (: sanal aşk nasıl olur? peki tanrıya olan aşka ne dersiniz? aşk denildiği zaman akla gelen "leyla ile mecnun" destanının sonunun mecnun'un "ben tanrıya aşıkmışım" demesiyle bitmesi tesadüf müydü sizce? bana kalırsa mecnun'u destanlaştıran da ondaki platonik aşkın ta kendisiydi..
söylesenize, ölümsüzleşmiş aşk mı yoksa sarılabildiğiniz,öpebildiğiniz aşk mı?