İNSANLARA HADDİNDEN FAZLA DEĞER VERİRSEN YA DEĞERİNİ KAYBEDER YADA EN BÜYÜK DARBEYİ ONDAN YERSİN....BEN BU SÖZE KATILIYORUM..SİZLERİNDE YORUMLARINIZI BEKLİYORUM ARKADAŞLAR..... okk

black düşüncene sonsuz saygılıyım yapıcam açıklama şahsen benim

kızma olurmu

Şimdi insanlara haddinden fazla değermek ;
genelde söylemlerde, "insana hakettiği kadar değer vermek" şeklinde yer alırken, gerçeğinin böyle olması gerektiğine inandığım söz. insan , her şeyden önce insan olduğu için değeri haketmektedir, ve diğer insanlar kim olabilir ki bir insanın ne kadar değer hakettiğini belirleyebilir?
*önemli olan insanlara, kaldırabilecekleri kadar değer vermektir, idealist davranıp bir insana kendinizce her şeyi doğru yaparak, sizin için zararlı olduğunu bilseniz de sadece onun iyiliği için, onun o değeri hakettiğine inandığınız için davranırsanız, istihap haddi aşımından dolayı dingili kırarsınız. eğer o insan o değeri kaldıramayacaksa, bırakınız vermeyiniz, bırakınız değerini bileceklere veriniz. ne gerek var kendinizi üzmeye, ne gerek var karşı tarafı üzmeye.**
bazen kendimizi kahredebiliriz başkası için. asıl işi egosunu beslemek olan insanoğlunın garip bir yanılsamasıdır. aslında insanların değeri, bizim onlara verdiğimiz değer kadardır. onun haricinde o kişinin yaptığı hiçbir şey yoktur. sevdiğimiz kişi, biz onu seviyoruz diye önemli bir insandır. sadece bizim gözümüzde değil. birey olarak da değeri artar, egosu kuvvetlenir. fakat ne yazık ki insanların en büyük hatası gücü yanlış kullanmaktır. eline güç geçtiğinde 'dünyaları ben yarattım'a dönen kişi, elinden güç alındığında tüm insanlığını yitirir.
beli kırılır!kütrüm kalır,eli ayağı oynamaz hale gelir,beddua da alırsa iflah olmaz.aslında değer denilen seyi(?) bolca verende kabahattir.kaptırmışsın kendini onun rüzgarına sonrada çok verdim seranati yaparsın eh be kardeşim bu kadar bol gönlün varsa vere vere gideceksin son noktana.
en güzeli birine hak ettiği kadar değer vermektir. ne az ne çok. ama dananın kuyruğunun koptuğu nokta ne kadarını hak ettiğine karar vermektir ki burda zaten üçün beşin peşinde koşulmaz. eğer sevdiğiniz insan söz konusuysa zaten ipler kopar zamanla sevdiceğinizi siz gözünüzde büyütüp hayatıızın orta yerine koymuşken kendisinde bir takım hal ve hareket değişimleri başlar. önceleri etrafınızda pervane olan insan bir bakarsınız ki sizin kim olduğunuzu unutmuş dahası kendinin de kim olduğunu unutmuştur. bu durumda yapılacak en güzel şey olay mahalini ve sevgiliyi terketmektir. bu olaydan sonrada akla gelen ilk saptama kimseye hak ettiğinden fazla değer verilmemeli olur. hatta bu konuyu irdeleyen atasözlerinden örnek vermek gerekirse ( atasözü demek yanlış olabilir belki özlü söz daha uygun galiba) (bkz: gülü sevdim dikeni battı seni sevdim götün kalktı.)
lişkiye zarar veren durumların başında gelen sebeptir. ilişki derken, illaki sevgili olmayı kastetmiyorum tabi ki. çünkü karşınızdakine haddinden fazla değer veriyorsanız, ileride haddinden fazla kırılacaksınız anlamına gelir. her iki durumda, sadece sizin yarattığınız olumsuzluklardan başka bir şey değildir. kurban olarak kendinizi görürsünüz fakat esas baskıyı hisseden karşınızdaki insandır. çünkü ne de olsa, kırılırsanız zor da olsa çekip gitmeyi başarabilirsiniz, suçlayacak nedenlere sahip kişi sizsinizdir. suçlanan ise, o.
baştan yapılan bir yanlış.
bir insana neden değer verilir?
-arkadaşındır
-dostundur
-sevgilindir
-sana muhtaç bir insandır
-sen ona muhtaç bir insansındır
bunun üzerine bir insana sen bu değerin üstüne daha fazla değer verirsen o insan bunu haliyle kaldıramaz, ama kaldıradabilir.
arkadaşınsa fazla değer verirsin, çünkü sevgili olmak istersin yada yatağa atmak istersin misal. bunun üzerine bu kişinin bu ilgiyi kaldırabileceğini düşünmek başında saçmadır. çünkü haliyle normal giden bir ilişkide ilgini arttırırsan karşı tarafda haliyle duruma kıl olup bu ilgi altında çökebilir veya bu ilgiyi sallamayabilir. karşı tarafa verdiğin ilgiyi aynı şekilde karşı taraftan beklemek aptallık olur.
bir beklenti içerisinde ilgiyi arttırmak her durumda kişiye zarar vereceğinden dolayı bir kişiye belli parametrelere(mesela zaman) bağlı olarak bir ilgi atamak en iyisidir.
stüne düşmek olarak ta adlandırılabilir. ve aradaki ilişkiyi yıptarır. misal aileler evlatlarına çok fazla değer verirler ve özgüklerini kısıtlarlar bunun sonunda evlat isyan eder ve iki taraf ta mutsuz olur. ya da sevgiliye yapılan baskı da bu gruba dahil edilebilir.
pek gerçekleşmeyecek bir durum. insan, ne kadar değer verilirse verilsin, kaldıramamazlık etmez. siz değer verirsiniz, o alır da alır.
ya kendinizi ya da onu kaybetmenizle sonuçlanacak durumdur.
tutup bir insana 4.500.000 ytl değerinde 200 kg altın verildiğinde oluşan durumdur. yapmayın. madem o kadar değer veriyorsunuz 10 ar 20 şer kglık paketler halinde verin. böylece hem karşınızdaki ona verdiğiniz değeri almış olur hem de siz kaldırabileceğinden fazla değer vermemiş olursunuz.
akabinde rakı ve kavun eşliğinde çok üstüne düştüm, bunalttım deme veya nefes alamıyodum açığa çıktım sonunda yalnızlık ne güzelmiş dedirtme sebebidir.
insana en azından yaşayabileceği kadar alan tanımak gerekir hani, sevgi ilgi ünlemleri arasında boğmadan, sıkmadan, paniklemeden da sevilir.
her insanın kendi yapısı gereği paha biçilemez bir değeri vardır, bu değer oluştuğumuz andan itibaren ebeveynler veya diğer insanlar için değerli veya değersiz olmamız olarak tanımlanabilir. önemli olan asıl gerçek değer insanın kendi kendine biçtiği değerdir. ben desem ki sen bana göre değersizsin, bu seni değersiz kılmaz ancak benim değerimin sınırlarını ortaya koyar. insanların kendine özgü dünyaları, onları default olarak değerli kılmaya yeterde artar bile.
ancak şöyle bir yaklaşım olabilir. beklediğim davranışları bana gösteremedi denilebilir. bu da ne derece doğrudur tartışılır. yapılan fedakarlık veya adı her neyse bunun karşılığında bir beklenti içinde olmak bana göre başlı başına bir yanlıştır. olması gereken yaklaşım art niyetlerden arındırılmış bir ruh oluşturmak ve bu düşünce bulutu etrafında karşıda ki kişiye atılan her adımda daha çok özümüzle bütünleşmek,
bir atasözü der ki "iyilik yap denize at" burda bana kalırsa anlatılmak istenen, insanların çoğunun anladığından daha farklı. iyilik yapıp karşılığını beklemek daha çok eksik duygular doğurur.
bu sebepten eğer iyi davranışlar içinde olacaksan ki doğrusu budur, karşında ki kişiden bir şeyler beklemek yerine, bu iyiliğin sana kattığı saflığı farkedip gerçek mutluluğun asilliğini yakalamaktır.
eğer vermediğiniz zaman istemediğiniz kadar peşinizde dolanır kandirmak için elinden geleni yapar modda olur ama ne zaman ki değer vermeye başlarsanız ve de bunun dozunu gereksiz yere kaçırırsanız kişi kendini bişe sanar durduk yere havalara girer ne oldum ben demez size değer vermemeye umursamamaya ilgilenmemeye başlar.hayatta hiç kimse bir başkasına kendinden fazla değer vermemeli..
ki türlü sonuç verecek olan durum:
1- daha önce görmediği kadar değer verildiğini hisseden bireyin gerçekten de saygın bir kişi olma uğraşı vermesi.
2- hak etmeden aldığı değerin altında ezilen bireyin, değer sahibini hayal kırıklığına uğratması.